Kurdî English
  • YapıKredi Yayınları’ndan Kitap-lık Dergisi’nin, Temmuz-Ağustos 2016 tarihli ve 186 numaralı sayısı yayımlandı. Dergide, Ahmet Sait Akçay’ın, Modern Afrika Edebiyatı (Dönemler, Temalar, Yönelimler)  başlıklı  uzun,  bir incelemesi var. (s.5-57)  Bu yazıda,  bu değerli incelemeyle ilgili düşüncelerimi  açıklamaya çalışacağım.

    Edebiyat dil ile ilgili bir kavramdır. Edebiyat dilin kullanımıyla ilgilidir. Dil yoksa, edebiyat da yoktur. Afrika edebiyatı denildiği zaman, İngilizce, Fransızca, Portekizce, İspanyolca ve bu dillerde yapılan edebiyat değil, yerli diller, Svahili, Gikuyu, Xhosa, İgbo, Hausa, Yoruba, Zulu gibi yerli diller ve dillerde yapılan edebiyat akla gelmelidir.

    Dil  yoksa, edebiyat da yoktur. İngilizce’yle, Fransızca’yla,  Portekizce’yle İspanyolca’yla  Afrika edebiyatı  olmaz.

    İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1960’larda, sömürge dönemi sona erip ulusal kurtuluş mücadeleleri başarıya ulaştı. Sömürgeler bağımsızlaştı. Bundan sonra, Afrika’da, İngiliz sömürgeleri İngilizce’yi, Fransız  sömürgeleri Fransızca’yı , Portekiz sömürgeleri  Portekizce’yi,  resmi dil olarak benimsedi. Örneğin, Kenya’nın resmi dilinin İngilizce olması, Senegal’in resmi dilinin Fransızca olması, bu ülkelerin anadillerinin yerli diller olduğu gerçeğini örtemez.

    Öte yandan, Afrika edebiyatı, belirsizlik içeren bir kavramdır. Mısır edebiyatı, Gana edebiyatı, Senegal edebiyatı, Kenya edebiyatı … daha belirgin bir durumu ifade etmektedir.

    Gana edebiyatı denildiği zaman, İngiliz dili ve dille yapılan edebiyat değil, Gana’daki yerli diller ve  bu dillerde yapılan edebiyat akla gelmelidir. Senegal edebiyatı denildiği zaman,  Fransızca ve bu dilde yapılan edebiyat değil, Senegal’deki yerli diller ve bu dillerde yapılan edebiyat akla gelmelidir.

    Yazıda sık sık, İngiliz dilinin Afrikalılaşmasından, Fransız dilinin Afrikalılaşmasından  söz edilmektedir. (s. 8, 43, 54) Bunun, Afrika edebiyatının gelişmesine katkı sunduğu ifade edilmektedir. İngilizce’nin ve Fransızca’nın Afrikalılaşması, İngilizce’yi ve Fransızca’yı  geliştiren bir durumdur. Bunun, yerli dillerin ve bu dillerde yapılan edebiyatların gelişmesine bir katkısı yoktur.

    1952-1956  yılları arasında, Kenya’da yaşanan Mau Mau isyanını anlatan  İngilizce yazılmış bir romanı, Kenya edebiyatı çevresinde değerlendirmek doğru değildir. Bu roman  İngiliz edebiyatı çevresinde değerlendirilir.  Bu romanı yazan bir İngiliz olsun, Kenyalı  bir  yerli olsun durum değişmez.

    Olaylar, doğal olarak Kenya’da, çiftliklerde, köylerde, şehirlerde geçiyor. Olayları yaratanlar, olaylara katılanlar, hep Kenyalı yerliler... Düşünceler, duygular, beklentiler, işkenceler, zulümler, hapishaneler, kaçırılıp yok edilmeler… hep Kenyalıları anlatıyor. Kenya ailelerini, Kenya insanlarını anlatıyor.  Bütün bunlara rağmen roman İngilizce yazıldığı için  Kenya edebiyatına girmiyor.

    Nijeryalı yazar Ken Saro Wiwa  (1941-1995)’ nın, İngilizce  yazmaktan memnuniyetini bildirmesi, diğer Afrikalı kardeşlerine İngiliz diliyle ulaştığını, İngiliz diliyle haberleştiğini söylemesi,  (s.10)   toplumsal, politik, insani bir ilişkidir. Bu süreçin, Nijerya’daki yerli dillerle, bu dillerde yapılan edebiyatla bir ilişkisi yoktur. Bu ilişkilerin yerli dilleri geliştirmediği da açıktır.

    Kenyalı yazar, Ngugi wa Thiong’o  (d. 1936)’nun yerli dillere ve dillerde yapılan edebiyata dikkat çekmesi önemlidir. (s. 8)  Ngugi wa Thiong’o “ Batı dillerinde yazılan metinlerin kıta kültürünü yeterince sunamayıp bilakis hapsettiğini düşünür.” ( s.  8, s.50-51)

    Türk dili olduğu için Türk edebiyatı vardır. Türk dili yoksa, Türk  edebiyatı da olmaz. İngilizlerin, Fransızların, Almanların, Rusların, Arapların, Farsların  vs. Türkleri, Türkiye’yi konu edinen, ama, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, Arapça, Farsça  dilinde yazılmış romanları, yazıları Türk edebiyatı çevresinde değerlendirilmez.  Çünkü, edebiyat, dil ile ilgili, dilin kullanımıyla ilgili bir sanatdır. Dil yoksa edebiyat da yoktur.

    Kürd edebiyatı da Kürd diliyle yazılan eserlerden oluşur. Kürdistan’ı, Kürdleri konu edinen, gerilla mücadelesini, köylerin yakılıp yıkılmasının, göçleri,  Kürd yurtseverlerin kaçırılıp yok edilmesini, zulmü işkenceyi, hapisaneleri, çöplükleri kurcalayan çocukları anlatan  ama, Türk diliyle, Arap diliyle, Farsça, İngilizce vs. yazılan  eserler, Kürd edebiyatı çevresinde değerlendirilmez. Bunlar, Türk edebiyatı, Arap edebiyatı Fars Edebiyatı vs. çevresinde değerlendirilir.

     Türk diliyle yazan Kürd yazarların  eserlerinin Türk edebiyatı tarihine, Türk edebiyatı antolojilerine alınıp alınmaması  edebi olmaktan çok,  günün Türk siyasal kültürüyle, Türk siyasal düşüncesiyle ilgilidir. Anti-Kürd politikaların hüküm sürdüğü dönemlerde, Türk diliyle yazmış bu  Kürd yazarlar genellikle görmezlikten gelinirler, yok sayılırlar, dışlanırlar. Kürd oldukları bilinen, ama Türkçe yazan  bazı yazarlara, şairlere ise, bu nitelikleri hiç sorgulanmadan, Türk yazarı, Türk şairi kabul edilip, Türk Edebiyatı tarihlerinde, Türk Edebiyatı antolojilerinde  yer verilmektedir.

     İleride, Kürdler kendi kendilerini yönetmeye başladığı, egemenliğin paylaşıldığı, siyasal gerginliklerin azaldığı bir dönemde,  bu yazarlara da Türk edebiyatı tarihlerinde,  Türk edebiyatı antolojilerinde yer verilebilir. O zaman, Kürd edebiyatı tarihlerinde ve Kürd edebiyatı antolojilerinde, “Kürdistan’ı, Kürdleri, Türk diliyle anlatan yazarlar “ diye bir bölüm yer alabilir.

    Nobel Edebiyat Ödüllü Yazarlar

    Pearl Buck (1892-1973) bütün romanlarında Çin’i anlatmıştı. Çin ailesini Çin insanlarını, insan ilişkilerini, toplumsal ilişkileri, Çin deneyimlerini anlatmıştı. Ama 1938  yılında, Amerikalı bir yazar olarak, İngilizce yazan bir yazar olarak Nobel Edebiyat Ödülü kazandı. Pearl Buck hiçbir zaman Çin edebiyatı çevresinde değerlendirilmedi.  Çin dili yoksa,  Çin edebiyatı da olmaz. Pearl Buck adı her zaman Amerikan edebiyatı çevresinde anılıyor.

    Wole Soyinka (d. 1934)  Nobel Edebiyat Ödülü kazanan ilk Afrikalı yazardı. Bu ödülü 1986 yılında kazanmıştı. Nijeryalı bir yazar. Afrika deneyimlerini, Nijerya deneyimlerini anlatıyor. Ama İngilizce yazıyor. Afrika deneyimlerini anlatması, Nijerya deneyimlerin anlatması, ama İngilizce yazması, “Afrika edebiyatı”, “Nijerya edebiyatı” demek için yeterli midir? Nijerya’daki yerli diller, yerli dil yoksa  Nijerya edebiyatından söz etmek mümkün mü?

    Nadine Gordimer  (1923-2014) Güney Afrikalı, beyaz bir yazardı.  1991 yılında, Nobel Edebiyat Ödülü kazanmıştı. İngilizce yazıyordu, Afrika deneyimlerini, Güney Afrika deneyimlerini anlatıyordu.

    Nobel Edebiyat Ödülü kazanan diğer bir yazar John Coetzee  (d. 1940)  Güney Afrikalı,  Avustralya’da yaşayan bir yazar.  İngilizce yazan, beyaz bir yazar. 2003 yılında  Nobel Edebiyat Ödülü kazandı.  John Coetzee de Afrika deneyimlerini, Güney Afrika deneyimlerini anlatıyor.

    Ahmet Sait Akçay’ın, Modern Afrika Edebiyatı başlıklı incelemesinde, John Coetzee’nin dikkate değer bir değerlendirmesi var… John Coetzee,  Elizabeth Castello romanında, Afrika romanı hakkında görüşlerini belirtir. “İngiliz romanı ilk elde, İngiliz tarafından İngiliz için, Rus romanı Rus tarafından Rus için yazılır.. Ancak, Afrika romanı Afrikalı tarafından, Afrika için yazılmaz. Afrikalı romancılar Afrika’yı,  Afrika deneyimlerini aktarabilirler. Anca, daha çok  omuzlarının üzerinden şöyle bir bakıp yabancılara yazarlar. İster beğenin, ister beğenmeyin, üçüncü bir kişinin yorumunu hesaba katarlar, Afrika’yı dünyaya tanıtırken…” (s. 9)

    Siyahi Bilinç Hareketleri

    Afrika tarihinde, zamanları  ve mekanları değişik iki Siyahi Bilinç hareketi vardır. Birincisi, 1930’lu, 1940’lı yıllarda, Fransızca konuşan Afrikalı öğrenciler arasında gelişmiştir. Bunlar arasında, Leopold Sedar Senghor’u (1906-2001), Martinikli şair ve düşünür Aime Cesaire’ ı (1913-2008), Amilcar Cabral’ı  (1924-1973) sayabiliriz. Alioune Diop (1910-1980)  Leon Damas  (1912-1978) de  Siyahi Bilinç hareketinde adı geçenlerdir.

    Siyahi Bilinç hereketinin, iktidarın diliyle iktidara karşı mücadele yürüterek kendi ortak değerlerini ürettikleri söylenir.  Bu sömürge geçmişini, geçmişde yaşanan acıları canlı tutmak anlamına gelir.( s.28)

    Leopold Sedar Senghor Fransızca yazan bir şairdir. Leopold Sedar Senghor ismi, Fransızca yazan şairlerin önde gelenleri arasında  sayılmaktadır. Ulusal kurtuluşdan sonra Senegal devlet başkanlığı da yapmıştır.  Leopold Sedar Senghor’un bu niteliği, Siyahi Bilinç hareketinin, Fransızca karşısında, yerli dilleri, anadilleri koruma, kollama diye bir sorunlarının olmadığını gösterir. Bu, Siyahi Bilinç hareketinin çok önemli bir eksikliğidir. Siyahi Bilinç hareketlerinin yerli dile, yerli dillere, önem vermesi, romanlarını, yazılarını, yabancılardan çok yerliler yazmaya özen göstermesi önemlidir.

    1948-1994 yılları arasında, Güney Afrika’da, egemen olan Aparheid rejimine karşı  gelişen Siyah Bilinci ikinci Siyahi Bilinç hareketidir. Steve Biko’nun  (1946-1977) öncülük ettiği bu hareketde de  İngilizce’ye karşı yerli dilleri geliştirme diye bir vurgulama yoktur. Bu da Siyah Bilinci hareketinin çok önemli bir eksikliğidir. Siyah Bilinci hareketinin bu eksikliğin bilincine varması gerekir. Steve Biko’nun 1977 de, 31 yaşındayken ırkçı rejim tarafından katledildiği bilinmektedir. Steve Biko’nun Güney Afrika’da Nelson Mandela’ (1918-2013) dan sonra gelen çok etkili bir isim olduğu da bilinmektedir.

    Bugün Afrika’da, Atlas Okyanusu’ndaki ve Hind Okyanusu’ndaki ada devletleri de dahil 58 bağımsız devlet vardır. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce bu sayı sadece iki idi. Habeşistan ve Liberya… Bugün 58 bağımsız devlet var.  Yazar Ahmet Sait Akçay, Modern Afrika Edebiyatı başlıklı incelemesinde, bu devletlerden 26’sının dillerinden ve edebiyatlarından söz ediyor. Bunlar, Güney Afrika, Nijerya, Kamerun, Gana, Senegal, Mısır,  Cezayir, Tunus, Sudan, Somali,  Burkina Faso, Kenya, Tanzanya gibi devletlerdir.,  

    Geriye kalan 32 devlet arasında, Fas, Batı Sahra, Moritanya, Libya, Çad, Nijer, Togo, Etiyopya, Eritre, Cibuti, Ruanda, Birundi, Mozambik, Madagaskar, Zambiya, Bostvana, Namibya, Gabon, Malavi  gibi devletler vardır.

    İncelemede, birkaç yerde Amilcar Cabral adı geçmektedir. Amilcar Cabral, 1973-1974 yıllarında, Gine Bissau’da, Portekiz sömürgeciliğine karşı verilen Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın lideridir. Ulusal Kurtuluş’dan sonra, Gine Bissau devlet başkanlığı da yapmıştır.

    Orta Batı Afrika’da, Atlas Okyanusu kıyısında, Gine isimli, Ekvator Ginesi isimli iki devlet daha vardır.

    Gine Bissau’daki Ulusal Kurtuluş Mücadelesi, 1970 li yılların ortalarında, Cape  Verde Adaları ile birlikte anılmaktaydı. Cape Verde Adaları da bugün, Atlas Okyanusu’nda, Gine Bissau açıklarında bulunmaktadır. Bağımsız bir devlettir. 500 bin civarında  nüfusa sahiptir (2010)

    Namibya, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Güney Batı Afrika’da bir Alman sömürgesiydi. 1904-1907 yılları arsında, Almanya bu sömürgesinde soykırımlar yaptı.   Bu soykırımlar sürecinde, Bantu halklarından Hererolar 65 bin kayıp verdi. Bu Hererolar’ın toplam nüfusunun % 80’idir.  Hotanto halklarından Namalar 10 bin kayıp verdi. Bu da Namalar’ın % 50’sine tekabül etmektedir.  Bugün Namibya, 2 milyon civarında nüfusa sahip bağımsız bir devlettir. (2010)

    Burada çok önemli bir sorun var. Sömürge geçmişini canlı tutmaktan, geçmişte yaşanan acıları unutmamaktan söz ediliyor. Siyahi Bilinç hareketlerinin amacı, eylemi budur. Bu acılar hangi dilde ifade edildiği zaman daha etkili olur? Sömürgeci dillerde mi, yerli dillerde, ana dillerde mi? Siyahi Bilinç hareketinin, Güney Afrika’daki Siyah Bilinci hareketinin bunun bilincinde olması gerekir.

    Çeviri’nin kaçınılmazlığı

    İngilizce ve Fransızca, Portekizce, İspanyolca   karşısında, yerli dilleri geliştirecek, köklendirecek, yaygınlaştıracak temel süreç çeviridir. İngilizce’den, Fransızca’dan, Almanca’dan, İtalyanca’dan, Portekizce’den, İspanyolca’dan, Rusça’dan, Çince’den, Hintçe’de, Arapça’dan, Türkçe’den  yerli dillere yapılan çeviriler,  yerli dillerden bu dillere yapılan çeviriler. Yerli dilleri geliştirecek çok önemli bir süreçtir.

    Homeros’dan, Dante’den, Cervantes’den, Shakespeare’den, Diskens’den,  Balzac’dan, Flaubert’den, Stedhal’den, Goethe’den, Tolstoy’dan, Dostoyeski’den, İbsen’den, Yaşar Kemal’den  yerli dillere yapılacak  çeviriler,  bu dillerin gelişmesine çok yardımcı olacaktır.

    Ahmet Sait Akçay’ın yazısının sonunda, Kenyalı yazar Ngugi wa Thiong’o’nun Dönüş isimli bir hikayesi var. (s. 58-61) Bu hikayenin sonunda, ‘İngilizce’den çeviren’ diye bir not var. Bu hikayenin doğrudan İngilizce mi yazıldığı, yoksa, yerli dillerden mi İngilizce’ye çevrildiği iyi anlaşılmıyor.

    Ahmet Sait Akçay’ın incelemesinde, Ngugi Wa Thiong’o’nun çok adı geçiyor. Kitaplarından da çok söz ediliyor. Romanları hep İngilizce isimleriyle veriliyor. Bunlar, doğrudan İngilizce’mi yazılmış, yoksa, yerli dilden İngilizce’ye mi çevrilmiş, iyi  anlaşılmıyor…

    Latin Amerika’da Durum

    Güney Amerika’da, Brezilya’da Portekizce konuşulmaktadır. Meksika’da ve Guatemala, Belize, Honduras, El Solvasor, Kostarika, Panama  gibi  ülkelerin yer aldığı   Orta Amerika ülkelerinde   İspanyolca konuşulmaktadır.  Küba, Jamaika Haiti, Dominik Cumhuriyeti gibi Bahama Adaları ve Büyük Antiller’de, yani Karayipler’de yine İspanyolca konuşulmaktadır.

    Venezuela, Colombiya, Ekvator, Peru, Bolivya, Paraguay, Şili, Arjantin, Uruguay gibi ülkelerde de İspanyolca konuşulmaktadır.

    Karayipler ve Güney Amerika,  15. Yüzyılın sonlarından itibaren, İspanyollar ve Portekizliler tarafından   işgal edilmiştir. Bu işgal sürecinde, yerliler, yani, Astekler’in, Mayalar’ın,  İnkalar’ın çok büyük bir kısmı, soykırıma varan operasyonlarda imha edilmiştir. İşgal edilen bu ülkelere daha sonraki yüzyıllarda, İspanya’dan ve Portekiz’den çok büyük nüfus aktarılmıştır. Üç-dört asır boyunca, çok büyük kitleler halinde  bu ülkelere yerleşen, İspanya’ya ve Portekiz’e bağımlı olarak yaşayan bu halklar, 19. yüzyılın ilk çeyreğinde,  Simon Bolivar (1783-1830) liderliğinde, İspanya’ya ve Portekiz’e karşı  bağımsızlık savaşı vererek  bağımsızlık kazanmışlardır.

    İspanya’dan ve Portekiz’den çok farklı olan bu yeni coğrafyalarda, bu insanlar İspanyolca ve Portekizce dilleriyle,  yeni bir edebiyat yaratmışlardır. ‘Güney Amerika Edebiyatı’ndan çok, Meksika edebiyatından, Guatemala edebiyatından, Venezuela edebiyatından, Colombiya edebiyatından, Arjantin edebiyatından, Brezilya edebiyatından söz edilebilir.

    Bu edebiyatlar çevresinde, elbette, Astekler’in, Mayalar’ın, İnkalar’ın,  soykırımlardan geriye  çok az kalan torunlarının dilleri ve bu dillerde yapılan edebiyatları elbette vardır. Bu dillerden  İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Portekizce gibi dillere, bu dillerden yerli dillere yapılan  çevirilerin, bu dilleri ve edebiyatları geliştireceği söylenebilir.

 * “Afrika Edebiyatı” Üzerine…                                      * * İsmail Beşikci Yazdı:Azim..                                      * Vakfımız Eylül ayının sonuna kadar tadilattadır                                      * Yeni Çıkacak Kitaplar: Vejîna Kurdistana Xeyalî, Îsmaîl Beşîkcî                                      * Yeni Çıkacak Kitaplar: Şêwaza Zanistê, Îsmaîl Beşîkcî                                      * Yeni Çıkacak Kitaplar: Li Rojhilata Navin Terora Dewletê Berga Dawî, Îsmaîl Beşîkcî                                      * Yeni Çıkacak Kitaplar: Ji UNESCOyê re Name, Îsmaîl Beşîkcî                                      * Bayram Mesajı                                      * İsmail Beşikci: Yaresan (Ehl-i Hak) Rêya Heqîyê, Ezdan                                      * İsmail Beşikci Yazdı:Üniversite, Özerklik ve Derin Düşünme                                      * İsmail Beşikci: "Seni başkan yaptırmayacağız anlayışı yanlıştı"                                      * İsmail Beşikci Yazdı:Zağrosun Ötesine...                                      * Müslüm Üzülmez in Yazısı                                      * Celal Başlangıç: Medya mülkiyetindeki değişim ve basın özgürlüğü                                      * İsmail Beşikci: Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı                                      * Araştırma Mantığı ve Yöntemi Üzerine Atölyeler                                       * İBVde Kumancî Temel Gramer Dersleri Başlıyor                                      * İsmail Beşikci: “Peçar Tenkil Harekatı/1927” Üzerine Birkaç Söz                                      * İsmail Beşikci: İttifaklar                                      * Şeyh Mehmud Yeşilin Taziyesi                                    
 

13.07.2016

Vakfımızın Danışma Kurulu üyesi ve destekçimiz Necip ve Nebahat Yeşil in vefat eden oğlu Jîndar Yeşil in 18-19 Haziran 2016 günleri taziyesi Silvanlılar Derneğinde yapılacaktır.

30.05.2016

Vakfımızın iki yılda bir düzenlediği Kürt Çalışmaları Konferansının üçüncüsü Boğaziçi Üniversitesi İbrahim Bodur Oditoryumunda 30 Nisan 2016 tarihinde yapıldı. 

30.05.2016

İBV Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Kemal Yıldızhanın babası vefat etti. 

24.5.2016

İBV Danışma Kurulu üyesi ve destekçimiz Necati Timuçin vefat etti.

20.5.2016

Herkes iyi bilir ki Dersim halkının 1937-38 soykırımı ile yüz yüze gelmesinin temel nedeni, onun ulusal kimliğinin Kürt, dilinin ise Kürtçe olmasıydı. 

17.5.2016

Süleymaniye Üniversitesi akademisyenlerinin organize ettiği Uluslararası konferansa İBV heyetinden İsmail Beşikci ve İBV başkanı İbrahim Gürbüzle katıldılar.

09.05.2016

Silvanlı Kürt yurtseveri Şeyh Mehmud Yeşil, 8 Mayıs 2016 akşamı, geçirdiği bir trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi.

02.05.2016

İBV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ruşen Arslan bu yıl 30 Nisan 2016 tarihinde Boğaziçi Üniversitesinde üçünsüsü düzenlenen Kürt Çalışmaları Konferansının açılış konuşmasını yaptı. 

27.04.2016

İsmail Beşikci Vakfından İsmail Beşikci ve İBV Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Gürbüz Londrada League of Kurdistan Regions tarafından düzenlenen konferansa katıldı. 

22.4.2016

 İBV Yayınları Van Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği 2.Van Kitap Fuarında

19.04.2016

İBV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ruşen Arslan Stockholm’de “Devletin İç Düşmanı Kürtler” kitabının tanıtımı toplantısında konuştu.

19.04.2016

İBV Sertifika Programı kapsamında seminerler dizisi 16.04.2016 tarihinde, Kürd Kültür kurumlaşması üzerine İBV Başkanı İbrahim Gürbüzün sunumuyla devam etti.

31.3.2016

31 Mart 2016 Perşembe günü İsmail Beşikci, İbrahim Gürbüz, İbrahim Sharo, Necip Yeşil ve İBV çalışanı Erdem Ayaydının da aralarında olduğu İBV heyeti "Barış isteyen Akademisyenlere özgürlük" platformunun Bakırköy Kadın Tutukevi önündeki nöbet yerine destek ziyaretinde bulundular. 

23.3.2016

İsmail Beşikci Vakfı 23 Mart 2009 tarihinde vefat eden Yılmaz Öztürkün 7.ölüm yıl dönümünde mezarının başında andı

20.01.2016

Newroz Kutlu Olsun...

16.03.2016

Vakfımızın kurucusu, Mütevelli Heyeti üyesi ve  Kurulu Başkanı İbrahim Gürbüzün babası vefat etti...

10.3.2016

Yaşar Kaya’nın vefatı, zihnimde, son 60 yıllık Kürd tarihinin yeniden canlanmasına neden oldu. 

9.3.2016

Kürdistanlı aydın ve Kürdistan siyasetinin duayenlerinden Yaşar Kaya vefat etti.

 Sosyolog Dr. Ismail Beşikci  Berlin´de düzenlenen konferansınta  Türkiye Nereye Gidiyor? Bağımsız Kürdistan’ın zamanı geldi mi? konulu konuşması.

Köln Kültür Bunker kuruluşunun, "Türkiye nereye gidiyor? Ve Kurdistan Devletinin Kurulmasının Koşulları Oluştu mu ve Zamanı Geldi mi?" adlı konferansı düzenlendi.

26.02.2016

İsmail Beşikci Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Gürbüz’ün silah zoruyla kaçırılmasıyla ilgili duruşma, 19 Şubat 2016 cuma günü sanık Kamil Bedir ve tanık ifadeleriyle devam etti.

15.02.2016

İBV heyetinde;  İsmail Beşikci ve İbrahim Gürbüz, İsviçre -Kürt Entegrasyon, Eğitim ve Kültür Derneği ve İsmet Şerif Vanlı Kürt Mirası Derneği’nin birlikte organize ettiği konferans için Cenevre ve Lozan şehirlerini ziyaret ettiler.

15.02.2016

Vakfımızın kurucusu, Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu üyesi Sayman olan İsak Tepenin abisi Ramazan Tepe vefat etti.

08.01.2016

Bu gün 7 Ocak 2016. İsmail Beşikci Vakfı kuruluş yıldönümü. İBV teras salonunda İBV dostları ve gönüllülerinin katılımıyla kuruluş etkinliği yapıldı. 

31.12.2015

İsmail Beşikci Vakfı olarak Kürt halkının, Kürdistanlıların ve dünya insanlığının 2016 yılını kutlar, aklın, bilimin ve sağduyunun geliştiği bir yıl olmasını temenni ederiz. 

1 2 3 4 5 6

Copyright © 2016